Bir İnsan Kaynakları Masalı Kitap Özeti

Ezgi İKY bölümü mezunudur ve o da her mezun gibi iş aramaktadır. Şimdiye kadar beş iş görüşmesine gitmiştir. Ama hiçbirinden olumlu bir yanıt alamamıştır. Yine bir gün iş görüşmesine gitmiştir. Görüşmeye çağırıldığında bölümün İK yöneticisi olan Nermin Hanım meşguldü. Görüşme sırasında yapılan telefon görüşmeleri ardından odaya girip çıkan kişiler olunca Ezgi, Nermin Hanım acaba konuştuklarımı dinleyebilmiş midir? diye düşündü. Ezgi aslında bu olanlardan kendine dersler çıkarıyordu ileride İK yöneticisi olursam şunları yapacağım gibisinden. Ezgi’nin iş görüşmesi bittikten sonra Ezgi’ye 1 hafta sonra geri dönüş yapılacak dediler. Fakat 1 ay geçmişti ama hala bir haber yoktu. Ezgi bu duruma çok üzülüyordu ve bir gün arkadaşlarıyla dışarıya çıktığı sırada şirket evi arar ve ezginin görüşmeye tekrar çağırıldığını söyler. Ezgi o akşam eve geldiğinde ailesinden bu haberi duymak onu çok mutlu etmiştir Ezgi ertesi gün görüşmeye gider ve bu görüşmede işe alınır. İş başı yaptığında uzun yıllardır orada çalışan ve İK yöneticisi olmayı beklerken özlük işleri şefi olan Ahmet Bey Ezgi’ye oryantasyon eğitimini uygulayacaktı. Ahmet Bey Ezgiye oryantasyonu uygularken bir yandan şirketi gezdirip bir yandan da bu işte ben mutsuzum sende mutsuz olacaksın bu işler öyle bildiğin gibi değildir gibi söylemlerde bulunarak aslında ezgiyi hayal kırıklığına uğratmıştı. Ezgi bölümde yeni kişilerle tanışarak Ahmet Bey’in söylediklerine aldırış etmemiştir. Ezgi kendisi gibi genç olan Burak ile arkadaş olmuştur. Burak şirketin yeni performans yönetimi uygulamasına geçmek için bölüme bir toplantı düzenledi bu duruma sıcak bakmayan Ahmet Bey ve Çiğdem Hanım destek olacakmış gibi gözükmeseler de, Hasan Bey ise bu işi tek başına yapabileceğini düşünüyordu. Ezgi’de bunun dersini almıştı ve notları da vardı evde küçük bir eylem planı hazırlayıp Burak ile paylaştı. Ardından tekrardan bir toplantı düzenlendi ve Burak Ezgi’nin ona gösterdiği sunumu kendisi yapmış gibi Nermin Hanıma sundu. Nermin Hanım’da sunum için çok güzel şeyler söyledi. Ezgi bu durum karşısında şaşırmış kalmıştı. Şirket performans yönetimi sistemi için uygulamaya koyulacaktı. Ezgi ve Burak’a beraber rapor hazırlama görevi verilmiştir. Fakat Ezgi Burak‘a çok kızgındı ve hiçbir şekilde işe karşı motivasyonu kalmamıştı. Genel Müdür olan Mehmet Bey Ezgi’nin üzüntülü bir hali olduğunu görünce İK bölümünde bir şeylerin ters gittiğini düşündü ve Ezgi’ye motivasyon dolu bir konuşma yaptı. Ezgi bu konuşmadan sonra kendine geldi Burak’ın yanına gidip neden böyle bir şey yaptığını sordu. Burak üzgün olduğunu söyleyip özür diledi ve neden böyle bir şey yaptığını anlattı. Ezgi de ona hak verdi ve özrünü kabul etti. Bu arada Ahmet Bey ve Çiğdem Hanım bu uygulamaya sıcak bakmadıkları için ve yeni bir uygulamanın onları çok yoracağını düşündüklerinden istemiyorlardı. Bu nedenle de isteksiz göründüklerinin uygulamanın dışında kaldılar ve bu dışarda kalma olayından dolayı keyifsizlerdi ve diğer bölümlerden gelen sorulara şakayla karışık şirkette çok işçi çıkarılacak o yüzden böyle uygulama yapıyorlar gibisinden cevaplar verdiler. Bu konuşmadan sonra herkes çok işçi çıkarılacak sözünü duymuş ve şirkette söylenen bu dedikodu oradan oraya tüm şirkete yayılmıştır ve tüm bölüm yöneticileri bu durumu duyunca keyifsizlenmiş ve kendilerinin neden bu durumdan haberi olmadıklarını sorgulamışlar. Yöneticilerden olan Ekrem Bey ve serpil Hanım Neşe Hanımdan Mehmet beyle görüşebilmek için randevu aldılar. Tabi bu arada Burak ve Ezgi raporu hazırlamışlardı. Mehmet Bey de artık bütün herkesle görüşüp bu uygulamanın anlatılmasının zamanının geldiğini ve bir toplantı düzenlenmesini istemiştir. Herkes toplantıdayken Ekrem Bey ayağa kalkıp söz aldı ve konuşmasını yaptı. Mehmet Bey şaşkınlıkla onu dinledi ve ardından olay gün yüzüne çıktı. Çiğdem ve Ahmet beyin bu konuda suçlu oldukları anlaşılmış ve bu durumun düzeltilmesi için Mehmet Bey Nermin Hanım’ın hemen harekete geçmesini istedi. Nermin hanımda Burak ve Ezgi ile bir yazı hazırlayıp tüm şirket ile paylaştılar ve krizi de böylece atlatmış oldular. Yeni performans yönetimi sisteminin tanıtımıyla ilgili hazırlıklar tamamlanmış ve sunumun son halini görmesi için genel müdüre gönderilmişti. Genel Müdür yanıt vererek bir toplantı düzenlenmesini ve sunumun yapılması yönündeydi. Ayrıca Genel Müdür emeklerine karşılık güzel bir notla birlikte geri dönüş yaptı. Toplantı yapıldı ve performans yönetim sistemi anlatıldı bir an önce uygulamaya geçilmesi için bölümdekiler harekete koyulacaklardı bu arada eğitimi vermeleri için hem Mehmet Bey’in arkadaşı olan hem de Ezginin Üniversiteden hocası olan Profesör Dr Özkan Demir eğitimleri verecek olan kişiydi. Burak ve Nermin Hanım Özkan beyin ezgiyi tanımasından ve onu övmesinden rahatsız olduklarını Ezgi’ye belli ettiler. O sırada Özkan ve Hasan Bey işe koyuldular ve eğitim sürecini, geri bildirimleri almak için çalışmalara başladılar. İyi bir iş çıkardılar ve şirkette Özkan Bey’inde işi bitti. Sonrasında Ahmet Bey İK yöneticisin yanına gidip son yaşanan olaylardan sonra bölümün motivasyonu düştü. Onu yerine getirebilmek için bir yemek düzenlemek istediğini dile getirdi ve Nermin Hanım’da bunu uygun gördü ve kabul etti. Herkes yemeğe katılmıştı ve çok eğleniyorlardı. Nermin Hanım ise yemeğin bitmesine yakın geç bir vakitte geldi ve aradaki sohbetlere katılmıyor öylece oturuyordu bu durumdan rahatsız olan Ahmet Bey onu eğlenceye katmak için uğraşıyordu ama bu sırada ufak bir kaza gerçekleşti ve Nermin Hanım’ın kolu yerinden çıktı. Bu duruma herkes çok üzüldü Nermin Hanım’da hastaneye kaldırıldı ve yemekteki herkes evlerine dağılmıştı. Ertesi gün Nermin Hanım kolu sargılı bir şekilde işe geldi ve Nermin Hanım’ı görenler onun koluyla ilgili dedikodular uydurmaya başladılar. Özkan Bey’in şirkete gelmesiyle eğitim başlamıştır. Özkan Bey yöneticilere hatalarını neyi nasıl yapmaları gerektiğini anlatıyor ve sorularıyla senaryolar geliştirerek yanıtlıyordu. Yöneticiler aldıkları bu eğitimden memnunlardı. Böylece sistem şirket onayından geçmiş sıra çalışanlara yapılacak bilgilendirme toplantılarındaydı. Özkan Beyle yapılan çalışmalar sona ermişti. Bu bilgilendirme toplantılarının çoğunu Nermin Hanım sunmuştu fakat diğerlerine de şans verilmişti. İK departmanı içinde performans görüşmeleri başlamıştı. Nermin Hanım herkesle tek tek görüşüp artı ve eksi yönlerini konuşarak hedefler belirleyecekti. Burak ‘a piyasa ücret araştırması verilmiş ve Ezgi’ye de iş değerlemesi çalışması verilmiştir. Böylece koçluk sistemine geçilmiş oldu. İK ile bilgi formuyla astlar yöneticilerini değerlendirilecekti. Yapılan değerlemeler sonucu yöneticiler puanlandırılacak ve Genel Müdür’e sunulacaktı. 3 pilot bölüm seçilmişti ve bölüm yöneticileri değerlendirilmişti fakat en düşük Nermin Hanım çıkmıştı ve bu sonuç üzerine Nermin Hanım üzülmüştü. Mehmet Bey’inde tepkisini merak ediyordu. Fakat Mehmet Bey sonuçlardan memnundu ve bunun sonucunda daha iyi hissediyordu. Ezgi kendine verilen görev için cumartesi günüde işe gitmişti ve Burak ile karşılaştı. Burak’ın teklifiyle sinemaya gitmeye karar verdiler. İyi zaman geçiriyorlardı. Sonraki her cumartesi bir şeyler yapmaya başladılar. Daha sonra iş yerinde tam zam oranları belirlenmişti ve bilgisayara aktarma görevi Ezgi ve Burak’a verilmişti. Burak Ezgi’nin daha fazla oranda zam aldığını görünce kızmıştı. Ezgi’ye şaka yatığını söyleyerek oranları değiştirmeyi bile söyledi. Ezgi şaka bile olsa doğru olmadığını söyleyince Burak odadan çıkıp gitti. Ezgi bu duruma üzülmüştü. Fakat cumartesi yapacakları etkinliği düşünüp kendini motive etmiştir. Ama maalesef Burak cumartesi gelemeyeceğim işim çıktı diyerek şirketten çıkınca Ezgi kalakalmış ve iş ortamında bu tarz duygular beslemesinin yanlış olduğunun kanısına varmıştır. Sonrasında Ezgi verilen iş değerlemesi çalışmasını yapmak için işe koyuldu fakat Burak Çiğdem ve Seçil, Ezgi’ye karşı sürekli sataşma halindeydi. Ezgi zamanının çoğunu diğer birimlerde iş değerlemesi çalışmasıyla ilgili bilgi toplayarak geçiriyordu. Ayrıca bu sayede yeni arkadaşlar ediniyordu. Fakat kendi birimine geldiğinde Burak Ezgi ve Çiğdem Hanım’dan sürekli laf atma sataşma görüyordu. Ezgi artık dayanamıyordu işi bırakmayı bile düşünüyordu. Ezgi belki Özkan hocasıyla konuşmak kendisine iyi geleceğini düşünerek hocasıyla görüştü ve ona her şeyi anlattı. Hocası ona mobingin çoğu yerde olduğunu anlattı ve ezgi hocasıyla konuştuktan sonra sakinleşti ve istifa fikrini aklından çıkardı. Daha sonra Özkan Bey Mehmet beyi arayarak öğrencisi Alper’in psikolojik terör konusundaki çalışmasını anlatarak anket çalışması yaptığından bahsederek Mehmet Bey’e aslında bir mesaj verdi ve Mehmet beyde durumu hemen kavradı. Mehmet Bey de bu durumu kabul ederek Alper’i görüşmeye çağırdı. Alper şirkete geldi ve yapacağı çalışmadan bahsetti ve anket olacağı gibi gerekli bilgiler çalışanlara verildi. Bu sırada Burak kendine verilen görevi yapmaya başlıyordu. Fakat sürekli kendisi yapmak yerine seçil ve çiğdem hanımdan yardım alarak görevini gerçekleştirmeye çalışıyordu.  Bu sırada Alper tüm bölümlere gidip anket formlarını dolduruyordu. Günü gününe doldurduğu formları eve gidince bilgisayara geçiriyordu. En son anketi yapacağı bölüm insan kaynaklarıydı onu da bilgisayara geçirdikten sonra Genel Müdüre bunu sundu psikolojik terör kurbanı olduğunu düşünen 94 kişi var dedi Mehmet Bey etik olmadığını düşünerek Alper’e peki bunların yoğun olarak hangi bölümde olduğunu sordu. Alper de insan kaynakları bölümünde herkes kurban olduğunu düşünüyor diye cevap verdi. Profesör demirin tavsiyesi ile psikolojik terör konusunda bilgilendirme eğitimlerini üniversitenin psikoloji bölümü öğretim üyesi Doçent Dr Harun Egelinin vermesine karar verildi. Özkan Bey Harun Beyi de alarak Genel Müdür ile görüşmeye gitti ve görüşmede Nermin Hanım ve Hasan Bey de vardı. Bu toplantıda her şey konuşulup görüşüldü ve eğitim kasım ayının ortalarında başlayan birer saatlik eğitim programı haftada üç seans olarak yürütüldü ve aralık ayı ortalarında sona erdi. Aralık ayı geldiğinde hem iş değerlemesi çalışması hem de ücret araştırmasının veri toplama aşaması bitmişti Artık verileri karşılaştıracak tabloları hazırlayacaklar ve açıklamalarıyla beraber bir rapor halinde genel müdüre sunacaklardı. Burak onca sayıyla boğuşurken canı sıkılıyordu. Hemen seçili çağırdı ve görevi birlikte yapmaya başladılar. Seçil Burak kadar bu konuda bilgili olmadığı için hatalar yapıyordu. Burak raporu artık tamamlamıştı ve Nermin hanıma sundu ve evet olmuş diyerek onu tebrik etti ardından bize bilgi veren şirketlere bu raporun benzerini göndereceğiz dedi. Burak ve Seçil raporu hazırlayıp zarflara koyup kargoya verip şirketlere gönderdiler çok geçmeden Genel Müdür Nermin hanımı aradı ve durumu anlattı. Gönderdikleri raporu alan ilk şirketin insan kaynakları direktörü tablolarda bütün şirket isimlerinin açıkça gösterildiğini görünce çok kızmış ve Genel Müdür’e bu durumu söylemişti. Olayda çiğdem hanım gönderilmemesi gereken raporları Seçil’e vermiş ve Seçil de onları bastırıp göndermişti. Ezgi buradan kendine ders çıkardı ve bir işi birine devredebilmek için öncelikle o işi yapabilecek uygun kişiyi bulmak gerekiyordu. Arkasından da, işin önemine göre değişecek yoğunlukta ve sıklıkta denetlemek, takip etmek ve sorumluluğun her zaman işin asıl sahibinde olduğunu unutmamak gerekiyordu. Aralık ayı yaklaştığı için yıl sonu performans değerlemesi yapılıyor. Bazı çalışanların ücret oranları artarken bazı çalışanlar performanslarından dolayı işten çıkarılmak durumunda kalmıştı. Çiğdem Hanım da işteki performansı nedeniyle işten çıkarıla kişiler arasındadır. Ancak Çiğdem Hanım siz beni işten çıkaramazsınız ben çıkarım gibisinden işten istifa ederek işten ayrılıyor. Çiğdem Hanım yerine yeni bir İK uzmanı bulmak için iş ilanı hazırlamaya karar verildi ve bu görevde Ezgi’ye verilmiştir. Ezgi ilanı hazırlıyor ve ilana başvuran adaylar arasından bir eleme yaparak aday sayısını 17’ye indiriyor. Bu adaylar arasından görüşmeye çağırılacak adaylarda belirleniyor. Belirlenen adaylar aranarak görüşmeye çağırılıyor. Bu gelişmeler yaşanırken Ezgi oryantasyon programının eksikliğini fark etti ve bu konuda Burak’ı görevlendiriyor. Burak titiz ve detaylı bir çalışmayla bir oryantasyon eğitimi hazırlıyor. Görüşmeye çağırılan adaylar arasından hakan seçiliyor. Artık ezgi işe başlayalı 1 yılı geçiyor. Nermin Hanım ve Mehmet Bey Ezgi’nin işte gösterdiği başarılar sebebiyle Ezgiyi kıdemli uzman pozisyonuna terfi ettiriyorlar. Ezgi bu duruma çok seviniyor ve Ezgi karar veriyor yaşamak çok güzel.

Reklamlar

  İŞ SUNUMLARI REHBERİ KİTABI DEĞERLENDİRMESİ

 

Kitabın Yazarı Hakkında Kısa bilgi:

 Phillip Khan-Panni FPSA, reklamcılık, satış yönetimi, gazete yayıncılığı ve doğrudan pazarlama alanlarında bir iş geçmişi olan, Profesyonel Konuşma Derneği’nin kurucu ortağıdır. Sekiz yıl boyunca Readers’s Digest’de kıdemli metin yazarı, CV-Masterclass.com’da CV Danışmanı ve Across’ı Başlarken konusunda uzman.

Olağanüstü satış yönetimi için Daily Express’in en başarılı Seri İlan Müdürü ve ilk yılında gelirini üçe katladığı Sunday Express olarak ün kazandı. Montague Kent’le (yönetim danışmanları) şirketin yeni iş dönüşümleri rekorunu elinde tuttu (yüzde 83).

İletişim becerileri konusunda sekiz yayınlanmış kitapla özlü iletişim uzmanı, o olmuştur:

  • Serbest dağıtım dergilerinin yayıncıları olan Employment Publications Ltd’nin Genel Müdürü
  • Londra’daki turistler için haftalık bir gazete olan The London Entertainer’ın sahibi
  • Doğrudan Pazarlama ajansı olan PKP Communications Ltd’nin CEO’su
  • Chartered Institute of Marketing’in Şube Başkanı
  • Profesyonel Konuşma Derneği (PSA) Kurucusu

PKP Communicators olarak, 1994’ten beri ve 20 ülkede, iş liderleri, diplomatlar ve satış ekiplerini sözlü iletişim becerilerine yönlendirmiştir. Başlangıçta reklamcılığa ve PR ajanslarına sunumlarını geliştirmeye yardım etmeye odaklandı, ancak konuşma yarışmaları kazanmaya başladığında Kamu Konuşma ve ilgili konuları ekledi.

Kendi Doğu-Batı mirasıyla, kültürlerarası konularda yurtdışında çalışma fırsatı buldu ve Kültürlerarası İletişim Kurmak adlı bir kitap yazdı. Bu, gazete, dergi ve bazen de yayıncılıkta kendi geniş deneyimlerinden doğan Managing Media ile birlikte portföyüne de eklendi.

Kamuoyunda 8 İngiliz “altın”, dört uluslararası “altın”, dört uluslararası “gümüş”, iki uluslararası “bronz” ve İngiltere’nin tek Dünya Gümüş Madalyası olmak üzere sayısız başlık kazandı.

 Kitabın İçeriği Hakkında Bilgi:

İş sunumları rehberi kitabı, iş sunumlarından sonuç elde etmek için gerekenleri ve mesajı etkili bir biçimde nasıl hazırlayıp sunacağımızı kavratmayı amaçlayan bir kitaptır.

İş sunumları rehberi kitabı içerisindeki bilgiler 11 ana başlık altında ele alınmıştır. Bu ana başlıklarda ilki olan “Başarılı Sunumlar “ kısmında bir iş sunumunda illa ki slayt gösterilmesinin zorunluğu olmadığı karşı tarafa anlatmak istediğimizi geçirdiğimiz takdirde her yoldan sunum yapabileceğimiz söylenmiştir. Bir iş sunumunda başarının ölçüsünün farklı olmak, mükemmel bir şekilde icra etmek, doğru zamanda ve doğru koşullarda sergilenmek olduğuna ilişkin bilgiler verilmiş ve göstermenin iddia etmekten her zaman daha iyi olduğu belirtilmiştir. Bir satış kampanyasında başarılı olmak için önemli ipuçları verilen bu kısımda duygulara seslenilebilindiği zaman karşımızdaki insanı daha kolay ikna edebileceğimiz söylenmiştir. Doğru dilin insanlara olağanüstü işler yaptırabildiği söylenilen kısımda hitabet hakkında önemli bilgiler de verilmiştir.

 

Kitabın ikinci kısmı olan “ Sunumlar neden başarısız olur” kısmında ise iş sunumlarının yüzde seksenin başarısız olduğu söylenilerek asıl önemli olanın ikna süreci olduğu belirtilmiştir. Sunumdaki başarısızlık nedenlerinden bahsedilen kısımda iş sunumları hazırlanırken ve aktarılırken dikkate alınması gereken 30 önemli noktayı içeren bir listeye de yer verilmiştir. Sunumda yaygın olarak yapılan iki yanlış kanıdan birinin kalabalık önünde konuşmanın insanı öldürecek kadar korkutucu olduğu, ikincisinin ise sunumun salt gerçekleri anlatmaktan ibaret olduğu düşüncesi olduğu söylemiş ve bununla ilgili önemli açıklamalara yer verilmiştir. Ayrıca bu ikinci ana başlık altında sunumun içerik kısmının çok fazla, yetersiz, ortak terim bulunmaması, yapı yokluğu olması, sürekli konuşup satış yapılmaması olduğu belirtilerek bunların yapılmaması gerektiği söylenmiştir. Sunumda önemli olan üslup hakkında da bilgiler verilerek yapılan yanlışlar anlatılmıştır. Sunuş hakkında da sadece slayt okumanın, sıkıcı bir ses tonu ile konuşmanın, ben merkezi yaklaşmanın, fazla uzatmanın yanlış olduğu belirtilmiştir.

 

Kitabın üçüncü kısmı olan “Temel Planlama: Başlarken” kısmında bir iş sunumunun açık ve yalın bir şekilde bir satış tanımı olduğu söylenmiş ve ikna etmenin amaçlanması, bir satış çabasına girilmesi gerektiği belirtilmiştir.  Başlangıçta doğru adımlarla ilerleyebilmek için sunumun 4 esası olan ilkeler, amaçlar, planlama ön değerlendirme olduğu söylenerek bu esaslar hakkında bilgiler verilmiştir.

 

Kitabın dördüncü kısmı olan” Söyleyeceklerinizi kararlaştırmak” kısmında başlıca beş tip sunum tipine yer verilmiş ve açıklanmıştır. Anlattığımız şeylerin dinleyici ilgilendiriyor olmasının öneminin vurgulandığı kısımda müşteriler veya dinleyicilerin bilmedikleri konulara geçildiğinde bilgi hazneleri zenginleştirecek, olumlu ve pazar performanslarını yükseltecek nitelikte şeyler duymak isteyecekleri söylenmiştir. Olumlu ve olumsuz unsurların da anlatıldığı bölümde iş sunumuna ilişkin önemli tavsiyeler verilmiştir.

 

Kitabın beşinci kısmı olan” Sunum Taslağı çıkarmak” kısmında ise ne bildiğimizi bilmenin önemli, bildiğimizi bilmenin ise bilgelik olduğu söylenmiş konuya ilişkin kendi bakış açımızı bulmamız gerektiği belirtilmiştir. Sunumda bir başlık olmasının başlıca 3 nedeninin verildiği kısımda esin vermeyen başlıklar hakkında örnekler verilmiştir. Bir sunum taslağı çıkarılırken 3 A4 kağıdının gerekli olduğu ve bu kağıtlardan birine özet çıkarılması, diğerine konu üzerinde beyin fırtınası yapılması, sonuncusuna ise konuşma notlarının yazılması gerektiği belirtilmiş bunlara ilişkin önemli bilgiler verilmiştir.

 

Kitabın altıncı kısmı olan” İnandırıcı Olmak” kısmında ikna edici olmak için metin yazarı yaklaşımı sergilemek gerektiği söylenmiş ikna edici bir sunumun yerine getirmesi gereken işlerden bahsedilmiştir. Sunuş şeklinin çok önemli olduğunun söylendiği kısımda iknanın yedi esasına yer verilmiştir.

 

Kitabın yedinci kısmı olan “ Görsel yardımcılar kullanmak” kısmında ise görsel araç türleri üçe ayırılmış bunların yansıttıklarımız, karşı tarafın ürettikleri ve gösteri amaçlı kullandıklarımız olduğu belirtilerek açıklanmıştır.

 

Kitabın sekizinci kısmı olan” İzleyicilerle bağ kurmak” kısmında ise insanlarla rahat bağ kurabilmek için gerginliği atmamız gerektiği söylenmiş ve yedi maddeli gerginliği atma stratejisine yer verilmiştir. Bu kısımda insanların nasıl dinlediğine ilişkin bilgiler de verilmiştir. İzleyici kitlesinde düşmanca yaklaşanlar, pasif duranlar, değer arayanlar olmak üzere 3 tip olduğu belirtilmiş ve bunlar açıklanmıştır. Beden dilinin önemine ilişkin de bilgiler verilmiştir.

 

Kitabın dokuzuncu kısmı olan” Mesajınızı iletmek” kısmında ise etkin bir sunumu gerçekleştirmenin sese, tutkuya, dinleyicilere benimsetmek istediklerinizi bilmeye, kürsü hakimiyeti sağlamaya, dinleyicilerle bağ kurmaya bağlı olduğu söylenmiş ve ayrıntılı olarak açıklanmıştır..  Sunuşun gücü hakkında örneklerin verildiği bölümde son kısımda sunumun esaslarına da yer verilmiştir.

 

Kitabın onuncu kısmı olan” Deneyimli sunucular için” kısmında tekerlek üzerindeki on unsur kavramı ayrıntılı olarak açıklanmış iyi sunumcular hakkında bilgiler verilmiş ve önemli sunum ipuçları sunulmuştur.

 

Kitabın on birinci kısmı olan “ İleri gitmek” kısmında ise bölüm özetlerine yer veriliştir.

 

Kitabın Kişisel Değerlendirmesi:

İş sunumları rehberi kitabında sunum öncesinde kendimizi hazırlamak, sunum esnasında yapılacaklar hakkında çok fazla yararlı bilgiye yer verilmiştir. Bence bazen insanın aklına bile gelemeyecek unsurları bulup karımıza çıkarıp açıklayıcı ve bilgilendirici bir biçimde sunması son derece faydalıdır. Bir sunum esnasında önemli olabilecek en küçük unsurlara ilişkin önemli bilgilere yer vermesi kitabı okuyanlar açısında uyguladıkları takdirde fazlasıyla işe yarayacaktır. Dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktaların dikkat çekici başlıklar şeklinde verilmesi anlaşılmasını kolaylaştırmıştır. Genle olarak kitabın üslubuna baktığımızda ise sade bir üslup kullanılmıştır ve anlaşılması gayet kolaydır ve kitabın içinde bulunan bilgiler akılda kalıcıdır.

Ted Gibi Konuş Kitabı Değerlendirmesi

indir.jpgKitabın Yazarı Hakkında Kısa Bilgi :

Yayıncı ve Köşe Yazarı

1996’da, Gallo, New York’taki CNN’in finans piyasalarını ve iş haberlerini kapsayan bir ağ için muhabir olarak işe alındı. 1998’de, San Francisco merkezli ZDTV ağında yarım saatlik bir program olan The Money Machine’de bir hosting pozisyonunu kabul etti ve daha sonra Tech TV adını aldı.

 

2001 yılında kendi medya eğitim pratiğini yapmaya başlamak için Tech TV’den ayrıldı, ancak gazeteci olarak çalışmaya devam etti. 2003 yılında CBS 2 (KCAL 9) Los Angeles tarafından, kuzey Kaliforniya’daki Arnold Schwarzenegger yönetimini ve haber etkinliklerini kapsayacak şekilde işe alındı. 2005 yılında San Francisco halkla ilişkiler ve pazarlama şirketi Ketchum Inc.’de Medya İlişkileri Başkan Yardımcısı oldu. 2009 yılında, danışmanlık uygulamasına odaklanmak için Ketchum’dan ayrıldı. Bu sırada ilk kitabını yazmaya başladı ve şirketlerle iş iletişimi hakkında konuşmaya başladı. 2008’den 2011’e kadar, CBS interaktif bir birim olan çevrimiçi bir haber dergisi olan BNET’te mevcut yönetim ve pazarlama konularını içeren bir podcast olan The Useful Commute’u ağırladı.

 Kitabın İçeriği Hakkında Bilgi:

TED, teknoloji, eğlence, dizayn sözcüklerinin baş harflerinden adını almıştır. Bu kitap ted konuşmaları incelenerek oluşturulan bir kitaptır. İnsanların etkili ikna edici ve ilham veren bir konuşma ve etkili sunum yapmaları için oluşturulan bu kitap 3 ana bölümden oluşur. Birinci ana bölümün konu başlıklarından ilki “İçinizdeki Ustayı Çıkarın” dır. Bu başlık altında yazarın yer verdiği konuşmalardan kendimize bir pay çıkartmamız ve konuşmalardan ilham almamız gerektiğini, tutkularımızın peşinden gitmemiz gerektiğini dile getirmiştir. İlham vermenin ilk adımı, konuştuğunuz konu hakkında tutkulu olmaktır. Yani hikayeniz ne kadar iyi veya beden diliniz ne kadar etkili olursa olsun, tutkunuz yoksa konuşmanız sıkıcı olur. Gerçekten tutkulu olduğunuz şeyi belirlemenin en basit yolu ise kendinize şu soruyu sormaktır: “İçimi ne şenlendirir?” Bir kez içinizi şenlendiren şeyi bulduğunuz zaman, anlatacağınız hikayeler, kullandığınız slaytlar ve içeriğinizi sunuş şekliniz canlanacaktır.Bir amacımız ve projemiz için ilham duyduğumuz zaman sınırlarımızı aşabileceğimizi anlatmaktadır. İkinci konu başlığımız “Hikaye Anlatma sanatında Ustalaşın” dır. Bu başlık altındaki ted konuşmalarında ise hikaye anlatılma konusunda uzmanlaşılması gerektiğini hikayeler ile beynimizi bütünleştirmemiz gerektiği hikayelerin hepsine değer vermemiz ve faydalanmamız gerektiğini bu sözler üzerinde ustalaşmamız gerektiği dile getirilmiştir. İyi bir hikaye anlatmak için iPhone gibi devrim yaratan bir ürün ya da 2 milyon dolarlık tıbbi bir cihaz sunmanız gerekmez. Bir iş görüşmesinde, bir ekibi yönetmekte ya da zor bir işi yapmadaki başarınız hakkında kişisel bir hikaye anlatın. Anlattığınız bu tarz kişisel hikayeler, tahmin ettiğinizden çok kişinin aklında kalır. Son konu başlığı “Sohbet Edin” dir.Bu başlık altındaki ted konuşmaları sohbet provası yapmak hakkında önemli ipuçları vermiş insanlara kendimizi nasıl daha iyi dinletebileceğimiz anlatılmıştır. Durmaksızın prova yapın ve içeriğinizi öyle içselleştirin ki sunumu yakın bir arkadaşınızla sohbet eder gibi rahatça yapabilin. Eğer sesiniz, jestleriniz ve beden diliniz sözlerinizle uyumsuzsa dinleyicileriniz mesajınıza güvenmeyecektir. Sohbet esnasında beden dilimizin önemi hakkında da verilen bölümde Colin Powell’in sözlerine karşılık gelen jestlere yer verilmiş ve jestlerin gücü belirtilmiştir. Sunum yapılırken yaptığınız kişilerle sohbet edermiş gibi konuşulması gerektiği belirtilmiştir.

Ted gibi konuş kitabının ikinci ana bölümünde ise 3 alt başlık vardır. Bunlardan ilki “Bana yeni bir şey öğretin” dir. Bu kısımda insanların beyninin yeniliği sevdiği doymak bilmeyen merak duygularının olduğu öğrenmenin keyif verici olduğu anlatılmıştır. İzleyicinize tamamen yeni, farklı paketlenmiş ya da eski bir problemi çözmenin taze ve yeni bir yolunu sunan bir bilgi aktarın. Çünkü insan beyni yeniliği sever. Bir sunumda tanıdık olmayan, alışılmamış ya da umulmadık bir unsur izleyicinin ilgisini çeker, onları daha önce yerleşmiş kavramlardan silkeler ve çabucak, dünyaya yeni bir bakış kazandırır. TED konuşmaları bu nedenle bu kadar çok izlenir. Bir etkinlik ya da deney sırasında dopamin mevcut olduğunda onun hatırlandığını yoksa hiçbir şeyin akılda kalmayacağını söyleyen yazar bu bölümde mutluluk hormonu olarak bilinen dopamin hormonu hakkında bilgi verilmiştir. Büyük mucitlerin farklı alanlardan fikirleri birbirine bağladığı söylenilen bu bölümde alanımızın dışını keşfetmemiz gerektiği vurgulanmıştır. İkinci alt başlık olan “Ağızları açık bırakan anlar yaratın” da ise bir sunumda ağızları açık bırakacak anın sunumu yapanın şok eden çarpıcı ya da şaşırtıcı  bir an sunması olduğu söylenip bu anın son derece etkileyici ve unutulmaz olduğu belirtilmiştir. Konuşmayı yaparken duygu yüklü bir olayı ortaya çıkarmamız gerektiği tiksindirici sunum yapmaktaki önemi vurgulanmıştır. Bilhakis eğer daha çok öğretmen tiksindirici sunum yapmış olsaydı öğrencilerin öğrendikleri daha çok akılda kalırdı düşüncesindedir. Konuşmanın sunumunda asıl temayı güçlendirmek için veriler, istatistikler ya da sayılar olduğu söylenmiş ve resim, şekil, videolarında çağrıştırmalarındaki etkisi belirtilmiştir. Son alt başlığımız olan “Neşelenin” de ise beynin mizahı sevdiğinden güldürmenin kazandırdığından bahsedilmiştir. Mizah, izleyicinizi mesajınıza daha açık hale getirir. Ayrıca sizin daha sevimli görünmenizi sağlar ve insanlar hoşlandıkları biriyle iş yapmaya ya da onu desteklemeye daha istekli olurlar. Geçmişte sizi ya da meslektaşlarınızı gülümseten anekdotlar, hikayeler, gözlemler ya da iç görüler. Eğer orada işe yaradılarsa ve sunumunuza uygunsa, onları anlatınıza katın ve prova edin. Pek çok ted konuşmacımızın analojiyi kullanarak güldürdüğünden bahsedilerek analoji ve metafor kavramları tanıtılmıştır. Sunumun havasını hafifleten ya da konunun karmaşıklığını azaltan alıntılar bulmamız gerektiği söylenilen bölümde sunumda video ve görsel kullanımından bahsedilmiştir. Kitabın son ana bölümü 3 alt başlıktan oluşur. ilk başlıkta “18 dakika kuralına bağlı kalın” da 18 dakikalık bir sunumun ideal bir uzunluk yani süre olduğu eğer daha uzun bir sunum yapmamız gerekiyorsa her 10 dakikada bir yumuşak aralar katmamız gerektiği söylenmiştir. Uzun, kafa karıştırıcı, dolambaçlı bir sunum dinleyicinizi sıkar ve onlara yük getirir. Sonucunda da dinleyicinizi kaybedersiniz. Unutmayın, süre kısıtlaması olan sunumlar daha çok yaratıcılık gerektirir. Kısıtların yaratıcılığımızın geliştirdiğinin söylendiği bu bölümde tam doğru şeyi tam şekilde eksiltirsek ortaya iyi bir şey çıkacağı belirtilmiştir. Üç kuralının basit olarak insanların üç parça bilgiyi gayet iyi harlayabildikleri daha fazla madde eklendiğinde bilginin akılda kalmasının ciddi olarak azaldığından bahsedilmiştir. Üç konusu hakkında vurgunun yapıldığı bu bölümde üç hikaye yapısından ve üç adımda mesajdan da bahsetmiştir. İkinci alt başlık “Çoklu duygusal deneyimlerle zihinsel bir resim boyayın” konusu altında multimedyanın deneyimlerini öğrenmenin güçlendirdiği sunum slaytlarında mümkün oldukça metin yerine resimde kullanılması gerektiği anlatılmıştır. Resimlerin önemi üzerinde durulan bu bölümde netlik ve resim üstünlüğün modelidir denilmiştir. Sözlerle resimleri bağdaştırmamız ve hissetmemiz gerektiği beyin sıkıcı şeylerle ilgilenmez. Karşınızda büyüleyici görüntüler, çekici videolar, ilginç sahne malzemeleri, güzel sözler ve hikayeyi hayata geçiren birden fazla ses varsa sıkılmak neredeyse olanaksızdır hakkında da önemli ipuçları verilmiştir. Son alt başlığımız olan “Şeridinizde kalın” da ise Özgün, açık ve şeffaf olun. Çoğu kişi sahtekarlığı anlar. Olmadığınız biri gibi davranarak izleyicinizin güvenini kazanamayacağımız hakkında önemli bilgilere yer verilmiştir.

  Kitabın Kişisel Değerlendirmesi :

Ted gibi konuş kitabında insanların bir sunum yada konuşma yapmadan önce kendini ne şekilde hazırlanması gerektiğini, söyleyeceği yada göstereceği konularda nelere dikkat edilmesi gerektiğini, sunumun ya da konuşmanın karşı tarafta kalıcılığını arttırmak için hangi yöntemlere başvurulması gerektiğiyle ilgili önemli bilgiler öğrendim. bu kitap sadece çalışan ve sunum yapan insanların değil; kendine ve fikirlerine güvenerek dinleyenleri etkileyecek bir konuşma yapmak isteyen, fikirlerini karşısındakine doğru şekilde anlatmak isteyen, ikna edici olmak isteyen herkesin okuması gereken bir kitaptır. Bölüm bölüm ve alt başlıklar şeklinde anlatılacakların ayrılması kitabın okunurluğunu ve anlaşılırlığını kolaylaştırmış daha basit bir şekle sokmuştur. Kitapta her bölümde daha önceden yapılan konuşmalara dair bilgilerden ve hikayelerden yararlanılması anlatılanı daha iyi anlamamız açısından faydalı olmuştur. Bu kitapta iyi bir sunum yapmamız için belli tekniklerden bahsedilmiş ve bunların nasıl kullanılacağı anlatılmıştır. Dikkatli okunduğu takdirde ted gibi konuş kitabının bir sunum ya da konuşma yapacak insana son derece faydalı olacağı düşüncesindeyim. Sunumda ya da herhangi bir iş görüşmesinde nelere dikkat edilmesi gerektiğini, nelerin daha ön plana çıkarılması gerektiğini ve buna benzer işe yarayabilecek birçok şeyi örnekleriyle anlatmış. sadece içerisinde geçen ted konuşmalarını bile izleseniz katkı görmek için yeterli olacaktır. İnsanların bir şeyler anlatmaya çalışırken başka bir insana değil de olduğumuz gibi davranmam gerektiğini öğrendim.

 

 3 GÜNLÜK KAMP MACERASI

 

20170725105648-9242763a-cu_e520x360.jpg

 

 

Oda arkadaşlarımdan biri bu yıl mezun olucak ve biz birlikte çok fazla vakit geçiremedik o yüzden hep birlikte yapabileceğimiz bir şey olmalıydı sonra Yeşilayın düzenlediği bir kamptan bahsetti arkadaşım Kocaeli Yuvacık Karaaslan kamping benim yaşadığım şehirdeydi evet ama daha önce hiç gitmemiştim bir çok kez duydum hatta kız kardeşlerim bile gitmişti buraya bir ben gidememiştim.Ama bu sefer nasip olmuştu gitmek bizde kızlarla gidelim dedik. Kamp günü gelmişti bizde çantalarımızı hazırladık yola çıktık.Yolda birlikte eğlenceli vakitler geçirdik yol ilerledikçe yeşilin her tonundaki o muhteşemliği güzelliği keşfediyorduk.Artık gelmiştik her taraf yemyeşil mis gibi tertemiz hava etrafta kulübe şeklinde tahtadan evler boylu boyunca doğa harikası gibi bir şeydi.Hemen tabi bizlere odalarımızı gösterdiler bizim kulübemiz 2 katlıydı 4 kişi olduğumuz için o şekilde bize verildi.Odamıza eşyalarımızı yerleştirdik sonra temiz hava almak için kulübemizden dışarı çıktık.Etrafa bakındık.Her şey o kadar mükemmeldi ki tek bir şey hariç oda telefonun çekmemesiydi.

Hava kararmaya başlamıştı bizde bayağı acıkmıştık sonra yemekhaneye geçtik hep birlikte ve yemek yedik bir güzel karnımızı doyurduktan sonra kamp ateşi yakılmıştı etrafına oturduk hava soğuk olduğu için bize polar verdiler.Hepimiz birbirimize sokulduk ateşin etrafına geçtik aramızdan biri gitarını getirmişti arkadaşımın da sesi güzeldi.O gitar çalarken arkadaşımda şarkı söyledi.Çok güzel bir ortam oluştu müthişti.Sonra yeteri kadar eğlendikten sonra hepimiz odalarımıza dağıldık.Yataklarımıza geçip günün güzelliğini analiz ettik ardından da yorgun olduğumuz için uyumaya karar verdik.

 

Sabah yükses bir müzik sesisiyle uyandık.Bu bizleri uyandırmak içindi malum eğlenmeye geldik uyumak olmazdı.Kalktık tabiki sonra yemekhane bölümüne geçtik bir güzel kahvaltımızı yaptık.Daha sonrasında bizi oyun yerine götürdüler survivor oynayacaktık çok güzel değil mi ya macera dolu anlar belli aşamalar vardı onları geçip bitiş noktasına ulaşacaktık benim yanıma bir kızı verdiler kız biraz çelimsiz duruyordu tabi ki de ben yenecektim başka bir seçenek yoktu sizce sonuç ne oldu tabi ki de ben yendim. Muhteşemdim J sonra herkes oynadıktan sonra ok atma bölümüne geçtik ağaçlara asılı kartonlar vardı onlara denk getirecektik. Ben atışımı yaptım sadece bir tanesi denk geldi desem doğrudur atışlarım iyi değilmiş buradan bunu anlamış oldum.Herkes okla atışlarını yaptıktan sonra bizleri etrafı gezmek hususunda serbest bıraktılar bizde biraz daha ortamı keşfetmek için dağıldık her yerine aşık oldum mutlaka gidilip gezilip görülmesi gereken yerler tavsiye ediyorum.Tabiki en sevdiğimiz şeyi yaptık anı ölümsüzleştirip bol bol fotoğraf çekildik.Çok güzel çıktık J sonra şelale keşfettik uzun zamandır şelale görmemiştim açıkçası ilkokuldayken doğa yürüyüşüne çıktığımız zaman çenedağın da vardı orada görmüştüm.Onun sesini dinlemek ne kadar güzel bir şey anlatamam.

 

Hava kararmak üzereydi artık o yüzden odalarımıza dönmeye karar verdik.Yolumuzu tuttuk,yeni yeni yerler keşfediyorduk yürüyüşümüzü yaparken çok acıkmıştık ilk önce yemekhaneye geçip akşam yemeğimizi yedik.Daha sonrasında odalarımıza geçtik arkadaşlarımdan biri bilgisayarınıda yanında getirmişti.O yüzden bizde bir film açtık ve güzel yağan yağmurun altında oturup filmimizi izledik saat geç olmuştu filmimiz bitince yataklarımıza geçip günün yorgunluğunu attık.Sabah bizi tekrardan yüksek sesle çalan bir müzikle uyandırdılar geceki yağan yağmurdan sonra sabah hava çok mükemmeldi.Bugün çok güzel geçecekti çünkü paintball oynayacaktık kızlarla gruplarımızı oluşturduk ve oynamaya başladık mükemmeldi ya o kaçışmalarımız falan ama ben yakalandım ve kolumada mermi yedim çok acımıştı ama yine de güzel bir oyundu bizim de artık evlerimize dönme vaktimiz gelmişti şu üç gün içerisinde mükemmel anlar yaşadım.Herkes bizimle çok güzel ilgilendi.Her şey için yeşilaya teşekkür ediyorum müthiş bir kamptı.Mutlaka gitmenizi tavsiye ediyorum gidip gezilip görülmesi gereken yerler arasında. Bir sonraki bloğumda görüşmek üzeree

 

 

Alacakaranlık Serisi

 

ALACAKARANLIK SERİSİ fullhd-alacakaranlik-1-720p.jpg

Evet tanıtımıma çok sevdiğim gençlik serisi Alacakaranlıkla başlamak istiyorum. Kendisini okumaya başladığımda 17 yaşındaydım. Kitabımızın baş karakteri Bella’da o yaşta olan bir kız. O açıdan çok değerli benim için.
Sırayla kitaplardan bahsedeceğim.

İlk kitap olan Alacakaranlıkta ki hikaye 17 yaşındaki Bella’nın babasının yanına taşınmasıyla başlıyor. Bella okula gittiği ilk gün Edward adlı yakışıklı mı yakışıklı bir çocuğun yanına oturur. Ama çocuk ondan nefret eder gibi görünmektedir. Yine de bu çocuk Bella’nın ilgisini çekmiştir. Bu ilk günden bir kaç gün sonra Edward ile Bella yine karşılaştıklarında Edward Bella’ya çok iyi davranmıştır. Kızımız bu garip davranışlara bir anlam verememektir. Sahile gittiği bir gün Jacob’tan vampirlerle ilgili efsaneleri duyar. Sonra Edward’daki bazı özelliklerin vampir özelliklerine benzediğini keşfeder. Ve bir olay sonucu buna emin olarak Edward’a onun ne olduğunu bildiğini söyler. Hikayemiz bundan sonra başlar. İnsan kız ve vampirin aşkı imkansızlıklarla dolu güzel bir aşk hikayesi.

indir (1)

Gelelim 2. Kitabımız Yeni Ay’a
Bu kitapta Edward’ın kardeşi Jasper Bella’yı ısırmaya kalkınca Edward bir karar alır ve Bella’dan ayrılır. O yokken Bella ruh gibidir. Ama bu sırada yanında sürekli Jacob vardır. Bella bir olay sonucu Jacob’unda kurt adam olduğunu öğrenir. Ve onu da bağrına basar. Ama Edward’ın kardeşi Alice’nin kasabaya gelmesiyle işler değişecektir. Bella Edward’ı bulmaya yola çıkar.Ve onu kurtarırken neredeyse yine canından olacaktır. Aşıklar mutlu mesut geri dönerler. Ama Bella artık azla yetinmeyecektir. Edward’la beraber olması için vampir olması şarttır. Tabii Edward’ın onu bu isteğinden vazgeçirmeye çalışması bir işe yaramayacaktır. Ama Edward’ın Bella’nın kabul etmesi imkansız olan bir de şartı olacaktır.

indir.jpg

  1. kitabımız Tutulma ise;
    Jacob ve Bella’nın küs olmasıyla başlıyor. Bella büyük aşkı Edward’ı kazanmış ama arkadaşı Jacob’u kaybetmiştir. Bu da ona çok acı vermektedir. Bella Edward ve Jacob arasında giderken ilk kitaptaki düşmanlarıyla da yüzleşmesi gerekecektir. Büyük bir vampir savaşı olacaktır. Tabii kurt adamlarda bizim iyi vampir ailemizin yanında yer almışlardır.  Bella bu kitapta Edward’a olan aşkı ve Jacob’a olan bağlılığı arasında tutulup kalmıştır. Ve kitabın sonunda gerçekleşen şok evlenme teklifine Evetle 4. kitap tadından yenmez olacaktır.

images.jpg

 

Final kitabımız olan Şafak Vaktine gelecek olursak;
Bu kitapta Edward ve Bella’nın evlenmesi ve kızları Renneesme’nin doğumu anlatılmıştır. Tabii kitabımıza 2. seriden Volturiler ve kurt adamlar da dahildir. Bella en sonunda çok istediği vampirliğe kavuşmuştur. Ama hayatı sandığı gibi kolay olmayacaktır. Yine de okuduğumuz kitaplar içinde Bella’nın tek güçlü olduğu kitaptır Şafak Vaktidir. Kitabın kapağında piyon bellanın güçsüz halini şah ise en güçlü halini temsil etmektedir. Bella kalkan gücü denen bir güce sahip olmuştur. Bakalım bu gücü ailesini korumaya yetecek midir? Evet çok beğendiğim kitaplar arasındadırlar bella ve edwarda bayılıyorum çok tatlılar kitapları yetmezmiş gibi birde filmlerinide izledim filmleri ayrı bir muhteşemdi.Çok başarılı bir iş çıkartmışlar kesinlikle tavsiye ediyorum. Keşke filmin devamını da çıkartsalar o kadar güzel olurdu ki yada bu iki başrol başka bi film çıkartsalar oda olur.Neyse artık size demem o ki izlemediyseniz ya da okumadıysanız eğer çok şey kaybetmişsizdir mutlaka bir izleyin derim. Evet arkadaşlar bu bloğumda burda sona ermiştir sizleri seviyorum bir sonraki bloğumda görüşmek üzere… 🙂

Kayboluş İsimli Kitabın Yorumu

Kayboluş – Ken GrimwoodthH3MYMMJK.jpg

Hayatınızı başka bir insanın bedeninde yaşasaydınız…Artık beyninin içine yerleştirilen küçük elektrotların kontrolündeydi…Artık zihninin sessiz bölgeleri uyanıktı ve kendi sesinde ona ait olmayan bir çığlık işitiyordu; yüzyıl öncesinden gelen… kurnaz, duygusal ve cani ruhlu birinin zihninde ve bedeninde yankılanıyordu bu ses. Epilepsi tedavisi gören Elizabeth Austin’in beynine minyatür elektrotlar yerleştirilmiştir. Elizabeth elektrotları kendisine verilen ufak bir cihazla aktif tutarak krizlerini kontrol edebilmektedir. Ve artık bırakmak zorunda kaldığı, özlediği hayata dönerek evliliğindeki sorunları çözmeye ve tekrar işine başlamaya hazır olduğunu hisseder. Buna karşın, ameliyatın bir parçası olarak son derece riskli olduğu halde fazladan elektrot yerleştirilmesine razı olur. Bu elektrotlardan biri uyarıldığında kendisine ait olmayan bir hayatı yaşamaya başladığını, başka bir bedende vücut bulduğunu fark eder. Doktorundan bu gelişmeleri saklayan Elizabeth, şimdiki ve önceki hayatı arasındaki geçişlerde bocalarken, keşfettiği yeni hayatın onu daha mutlu ettiğini hisseder. Ama bu hayatın hazırladığı korkunç oyunun içine çekildiğinden habersizdir.

Kitabı ilk okumaya başladığımda pek ne olup bittiğini anlıyamamıştım.Sonrasında konuya hakim olmaya başladım ilginç bi kitaptı daha çok macera dolu kitapları okumayı severim ama bunuda okuyasım gelmişti birde ablamın kitaplığında bulunca ilgimi çekmişti açıkçası.Konu çok güzel ilgi çekici ama daha güzel işlenebilirdi kanaatindeyim.Bu yazarla yıldızım bir türlü barışmadı.Zaman Çarkı’nı yarım bırakmıştım bunda da pek umduğumu bulamadım.Sonunu da tahmin etmiştim zaten ve tahmin ettiğim gibi çıkması artı puan oldu.Kitap tek düze ilerliyor biraz daha fazla gerilim heyecan olabilirdi.Yani çok sönük kalmış hoşuma pekte gitti diyemem.Onun yerine sadece işin sonunun nereye varacağını merak ederek okuyorsunuz sadece.

Elizabeth’in de merak duygusunun artarak çoğalmasıyla gerçek yaşamını gerçek yaşamından insanları umursamaz bir tavırla yaklaşması gereksizdi.Acaba aynı şey kendisine yapılsaydı ne hissederdi.Yazar iki olayı birbiriyle dengeleyememiş sanırım gerçek ve öbür yaşam mı desem iç içe geçirip harmanlasaydı kitap çok daha güzel olabilirdi.Biz sadece Elizabeth ve onun gördüğü yaşamı okuyoruz başka pek bir şey yok.

Ama yinede kitap size farklı bir durumu yansıtıyor gerçekte olmayan şeyleri anlatıyor.çünkü hayatınızı başka bir insanın bedeninde yaşıyorsunuz düşünsenize. Yani oyinede okumanızı tavsiye ederim tabi bu tarz kitapları eminim çok seven kişilerde vardır.Aslında Ken Grimwood başarılı bir kitap yazarı belkide bu kitapta güzeldir yani kişiden kişiye değişiyor olabilir tabikide Her neyse arkadaşlar size tavsiyem bu kitap ben okudum sizde okuyun.Bu dönem derslerim baya yoğun geçiyor bir dersimizin hocası 2 tane kitap bitirmemizi istedi aslında kişisel gelişim kitaplarını severim ama ismini verdiği kitapları pek sevemedim umarım çabucak bitirebilirim çünkü analizlerini yapıp üç hafta sonra hocaya teslim etmem lazım o yüzden okumak mecburiyetindeyim bende tabi yeni kitap almıştım Beth revis’ın dünyanın gölgesi adlı kitabı çok beğenerek aldım kapağı çok ilgimi çekti ama ben içeriğininde güzel olacağından eminim.çünkü uzayla ilgili ben çok severim de uzayın adının geçtiği konuları hatta okumadan size bu kitabı bile tavsiye edebilirim eminim beğeniceksiniz.Hatta bakın sizlere kitabın içeriğini alıntı yaptım.

Amy ve Çırak, sonunda uzay gemisi Godspeed’in kasvetli duvarlarından kurtuldular. Centauri-Dünya’da yeni bir yuva inşa etmeye ve taze bir başlangıç yapmaya hazırdılar. Bu gezegene ulaşmak için Amy, evrenin ötesinden 25 trilyon mil yol kat etmişti. Fakat bu yeni Dünya, Amy’nin umut ettiği gibi bir cennet değildi. Devasa pterodaktil benzeri kuşlar, zihin uyuşturucu toksin özelliği taşıyan mor çiçekler ve taş duvarlarında açıklanamayan ve gizemli sırlar taşıyan harabeler vardı. Peki ya en büyük sır neydi? Godspeed’in önceki yolcuları bu gezegende yalnız değillerdi. Ve eğer kalmak istiyorlarsa, savaşmak zorundaydılar. Hayatta kalma mücadelesi veren koloniyi kurtarmak ve birlikte bir gelecek inşa etmek için bir umut peşinde olan Amy ve Çırak, bunun için kimin -veya neyin- orada olduğunu bulmalıydılar. Bu yürek parçalayıcı yolculukta kendi içlerine bakmalıydılar. Kendilerini insan yapan şeyin ne olduğunu bulmalıydılar. Ya koloni yok olsaydı? Yoksa uğruna feda ettikleri her şey -dostları, aileleri, Dünya’daki yaşam- bir hiç uğruna feda edilmiş olacaktı. Sizleri seviyorum bir sonraki bloğumda görüşmek üzeree :))

Sihirbazlık Okulunda Bir Türk filmi yorumu

th.jpg

SİHİRBAZLIK OKULUNDA BİR TÜRK  (Film Yorumu)

Herkesin yeni yılı kutlu olsun! Sağlıklı , mutlu, huzurlu, hedeflerinize ulaşabileceğiniz güzel bir yıl olması dileğiyle. Ailenize ve sevdiklerinize zaman ayırmayı unutmayın! Evet, yeni yıl kutlamalı girişimle birlikte bugün bahsedeceğim asıl konuya geçebilirim. Özellikle benim gibi Harry Potter severlerin adını duymuş olabileceği bir filmden bahsetmek istiyorum; Sihirbazlık Okulunda Bir Türk (DİKKAT AĞIR SPOİLER İÇERİR.) Filmin kısaca konusundan bahsedecek olursam; Mehmet isimli liseli gencimize Spellcraft Sihirbazlık Okulu’na kabul edilir. Orada ki tek Türk öğrenci olmasından dolayı yaşadığı uyumsuzluklar ve başından geçen ilginç(!) olaylar anlatılıyor. Filmin konusundan bahsettiğime göre gelelim benim yorumlarıma. Koyu bir Harry Potter severek üzülerek söylüyorum ki filmi pek olumlu eleştiremeyeceğim. Zaten okuduğum kadarıyla Harry Potter’ın yapım şirketi tarafından telif yemiş ama bu konudan pek emin değilim. Neyse gelelim filmi eleştirdiğim kısımlara. Öncelikle kabul ediyorum bu film bir parodi fakat ben ortalıkta pek de parodisi yapılan bir film görmedim. Daha çok bir Türk çocuğunun sihirbazlık okulundaki tuhaf davranışları gibi bir şeydi. Yani aslında klasik liseli ergen portresi çizilmeye çalışılıp başarılamamış. Oysa ki bizim ülkemizdeki bazı ergen topluluklarında çok büyük cevher var, yapabilselerdi muazzam bir iş çıkabilirdi ortaya.Görsel efektlerden dolayı filmin oldukça düşük bütçeyle çekildiği de belli oluyordu. Birçok Vine fenomenini filme koyalım takipçilerinden para kazanırız mantığıyla çekilmiş. Bu yüzden de filme kurgu yapmayı unutmuşlar. Bir saat boyunca bomboş hiçbir şey anlatmayan bir şey izliyoruz. Komik olması gereken yerler de gülmüyoruz veya olayların içinde herhangi bir aksiyon yok. Öyle dümdüz bir film sizin anlayacağınız. Farkındaysanız filmi Harry Potter evreniyle bağdaştırmadım bile. Tek benzerlik üçüncü sınıf kostümler ve şatoydu. Ee üşengeç tosba hiç mi olumlu eleştirin yok bu film hakkında? diye soracak olursanız evet beğendiğim yerler var fakat parmakla sayılacak kadar az. Onları da sıralayacak olursam; –DİKKAT SPOİLER–

1. Esenler Otogarından sihir dünyasına açılan kapı.

Bu sahne orijinal olmuştu. Beğendiğimi itiraf etmeliyim. Mehmet’in elinde eşyalarıyla otobüsünü bulmaya çalışırken diğer otogar kapısından büyücü dünyasına geçiş yaptığı sahne tam Türk mantığı dedirtti. Tabii sahne otogar sahnesi olduğu için tren değil otobüs yolculuğu izledik.

2. Kurşun dökerek sınıf belirlemek

Yukarıdaki sahne bu yavan filmin enlerinden biridir bana göre. Eğer ben de Harry Potter’ı bizim memlekete uyarlayacak olsaydım kurşun dökerek sınıf belirleme işini kullanabilirdim. 🙂 Hatırlarsanız Harry Potter da seçmen şapkamız vardı ve bu şapka çocukları sınıflarına yerleştiriyordu. Burada da kurşun dökerek öğrencilerin hangi sınıfa uygun olduğunu belirliyorlar.

3. Okul üniformaları

Okul üniformalarını neden sevdiğime gelince; kıyafetler hem Harry Potter’daki üniformalara benziyordu hem de bizim liselilerin giydikleri formalarla uyumluydu. Tabii daha sonraki sahnelerde Harry Potter dünyasına uyum sağlamak için pelerin de taktılar. Ama bizim asi Bağcılarlı ergen Mehmet film boyunca resimde de görünen Adidas eşofmanını üzerinden hiç çıkarmadı. Aslında burası da tam bir Türk mantığıydı denilebilir. Lise zamanımda biz de formaları pek sevmezdik. Herkes farklı olma çabasına giriştiği için o formalar asla okul kurallarına uygun olarak giyilmez hep üzerine başka başka şeyler giyilirdi.

4. Draco Malfoyumsu

Siz ne düşünürsünüz bilmem ama bence filmdeki kötü karakter benzetmesi güzel yapılmıştı. Bu fotoğraftan çok anlaşılmayabilir ama gerek mimikleri olsun gerek tavrı olsun kötü adamımız Malfoy’a benzemeyi becerebilmişti bence. Hele bazı sahnelerde tip olarak ucundan kıyısından Tom Felton’a bile benzettim. (Harry Potter’daki kötü çocuk halini düşünün.)İşte bu kadaaar. Film hakkında beğendiğim tüm kısımlar bunlardı. Geri kalanında ise olduralamamış bir aşk hikayesi, gülmediğim espiriler, aşırı derecede küfür vardı. Bitse de gitsek modunda sıkılarak izledim. Boş zamanınızda bile izlemenize gerek olmayan bir film. Hele Harry Potter fanları izlerken kriz geçirebilir aman dikkat!